RSS

Etiket arşivi: yazılım mühendisliği

Programlamanın Taosu

The Tao Of Programming, Geoffrey James tarafından 1987 yılında yazılmış bir kitap.
Lao Tzu’nun Tao Te Ching kitabından esinlenmiş.
Tercüme Emre Sevinç’e ait.
Okuyalım :

1. Kitap – Sessiz Boşluk
Ve şöyle dedi usta programcı: “Sadece TCP/IP kullanarak uzaktaki makinenin işletim sistemini anlayabildiğinde tapınaktan ayrılmanın zamanı gelmiş demektir.”

1.1
Sessiz boşlukta gizemli bir şey oluştu. Tek başına hareketsiz bekleyen o şey yine de sürekli hareket halindedir. Tüm programların özünde yer alır o. Adını bilmiyorum onun, bu yüzden Programlanın Tao’su diyeceğim. Tao büyükse işletim sistemi büyüktür. İşletim sistemi büyükse derleyici büyüktür. Derleyici büyükse uygulama büyüktür. Kullanıcı mutludur ve dünyada uyum hüküm sürer.
Programlamanın Tao’su uzaklara gider ve sabah rüzgarı ile geri döner.

1.2
Tao makine dilini doğurdu. Makine dili Assembler’ı doğurdu.
Assembler derleyiciyi doğurdu. Şimdi ortalıkta on bin tane programlama dili var. Ne kadar alçakgönüllü olsa da her dilin bir amacı vardır. Her dil yazılımın Yin ve Yang’ını ifade eder. Her dilin Tao içinde bir yeri vardır. Ancak mümkünse COBOL ile programlamayın.

1.3
Baslangıçta sadece Tao vardı. Tao Mekânı ve Zamanı doğurdu. Bu yüzden Zaman ve Mekân programlamanın Yin ve Yang’ıdır.
Tao’yu anlamayan programcılar programları için bir türlü yeterli zamana ve mekana sahip olmazlar. Tao’yu anlayan programcılar ise hedeflerine varmak için gerekli zamana ve mekana daima sahiptirler.
Başka türlü nasıl olabilirdi ki?

1.4
Bilge programcıya Tao’dan bahsedildiğinde onu takip eder. Ortalama programcıya Tao’dan bahsedildiğinde onu araştırma gereği duyar. Aptal programcıya Tao’dan bahsedildiğinde kahkahalarla güler.
Eğer gülmezse, duyduğu gerçek Tao değildir.
En yüksek ses, işitilmesi en zor olandır.
İleri gitmek geri çekilmeye götürür.
Büyük yetenek kendini olgunlukta gösterir.
Mükemmel bir programın bile hataları vardır.

2. Kitap – Eski Ustalar
Şöyle dedi usta programcı:
“Üç gün program yazma ve hayat anlamsızlaşır.”

2.1
Eski zamanlarda yaşayan programcılar gizemliydi. Onların düşüncelerini takip edebilmemiz mümkün değil, bu yüzden sadece görünüşlerini tarif etmekte yetineceğiz. Suyu geçen bir tilki gibi uyanık. Savaş meydanındaki general gibi dikkatli. Misafirlerini ağırlayan ev sahibi gibi nazik. Yontulmamış tahta blok gibi basit. Derin mağaralardaki sular gibi karanlık. Onların kalplerindeki ve kafalarındaki sırları kim bilir? Cevap sadece Tao’dadır.

2.2
Büyük usta Turing bir gün rüyasında bir makine olduğunu gördü ve uyandığında dedi ki: “Bilmiyorum ki acaba ben rüyasında bir makine olduğunu gören Turing miyim, yoksa Turing olduğunu gören bir makine miyim!”

2.3
Büyük bir firma için çalısan bir programcı bir yazılım konferansına gider ve sonra dönüp müdürüne rapor verir: “O firmalarda çalışan programcılar nasıl insanlar! Kötü davranıyorlardı ve dış görünüşleri ile ilgilenmiyorlardı. Saçları uzun, giysileri eski püskü, kırış kırıştı. En güzel odamızı batırdılar ve benim prezentasyonum esnasında gürültü yapıp durdular.” Müdür bunun üzerine dedi ki: “Seni oraya asla göndermemeliydim! O programcılar fiziksel dünyanın ötesinde yaşarlar. Hayatı saçma, bir tür tesadüf kabul ederler. Sınır tanımaksızın hareket ederler. Sadece programları için yaşarlar. Neden toplumsal kurallara uysunlar ki? Onlar Tao’nun içinde yaşarlar.”

2.4
Bir çırak ustaya sordu: “Bak şurada bir programcı var, hiç tasarım yapmadan program yazıyor, dokümantasyon hazırlamıyor ve test etmiyor. Ancak kimi gördüysem onun dünyadaki en iyi programcı olduğunu söylüyor. Bu nasıl olabilir?” Usta cevap verdi: “O programcı Tao’yu bilir. Tasarım kaygısını aşmıştır, sistem göçtüğünde öfkelenmez, evreni olduğu gibi kabul eder. Dokümantasyon kaygısını aşmıştır, bir başkasının onun koduna bakıp bakmaması umurunda değildir. Test etme kaygısını da aşmıştır çünkü yazdığı her program kendi içinde mükemmel, şık ve rahattır, amaçları hemen belli eder kendini. Evet, gerçekten de o Tao’nun gizemlerine ermiştir.”

3. Kitap – Tasarım
Ve şöyle dedi usta programcı :
“Program test edilmeye başlandığında, tasarım değişiklikleri yapmak için artık çok geçtir.”

3.1
Bir zamanlar bir bilgisayar fuarına giden bir adam vardı. Her gün girişteki güvenlik görevlisine şöyle diyordu: “Ben büyük bir hırsızım, arakladığım seyler yüzünden meşhurum. Seni uyarıyorum bu fuar da benden nasibini alacak.” Bu konuşma güvenlik görevlisini çok rahatsız etmişti çünkü içeride milyonlarca dolar değerinde bilgisayar ekipmanı vardı ve o da bu yüzden hırsız olduğunu söyleyen adamı yakın takibe almaya karar verdi. Ancak adam bir standdan diğerine gidiyor ve kendine kendine mırıldanıyordu, tüm yaptığı buydu. Adam fuarı terk eder etmez, güvenlik görevlisi onu bir kenara çekiyor, bastan sonra arama tarama yapıyordu. Adamın hırsızlığına işaret eden hiçbir sey çıkmıyordu üzerinden. Ertesi gün fuara gelen adam güvenlik görevlisine yanaşıp dedi ki: “Dün iyi iş çıkardım ama bu gün daha da iyi olacak.” Tüm huzuru kaçan görevli bu sefer takip işini daha sıkı tutmaya karar vermişti, ancak sonuç gene hüsrandı. Fuarın son gününde dayanamayan güvenlik görevlisi adama gidip şöyle dedi:”Sayın Hırsız, o kadar şaşırmış durumdayım ki huzurum kaçtı, çok kötü durumdayım, lütfen beni aydınlatın, çaldığınız şey nedir?”
Adam gülümsedi ve tek bir cümle sarf etti:”Fikir çalıyorum.”

3.2
Bir zamanlar yapısal olmayan programlar yazan bir usta programcı vardı. Çömez programcı onu taklit etmeye yeltendi ve o da yapısal olmayan programlar yazmaya başladı. Sonra ustaya gidip programlarını değerlendirmesini istedi. Usta ona yapısal olmayan programlar yazdığı için kızdı ve dedi ki: “Usta için uygun olan çömez için uygun değildir. Yapıyı aşmadan önce Tao’yu kavramalısın.”

3.3
Bir zamanlar savaş lordu Wu’nun topraklarında yaşayan bir programcı vardı. Wu onu huzuruna getirtti ve sordu: “Hangisini tasarlamak daha kolaydır, bir muhasebe paketi mi, yoksa bir işletim sistemi mi?”
Programcı cevapladı: “Bir işletim sistemi.”
Kulaklarına inanamayan savas lordu içini çekti ve dedi ki: “Bir işletim sistemi ile kıyaslandığında muhasebe yazılımının çok basit olduğu su götürmez!”
“Tam olarak öyle denemez efendim”, dedi programcı. “Bir muhasebe paketi tasarlarken programcı değişik fikirleri olan insanlarla muhatap olmak zorunda kalır: Program nasıl çalışmalıdır, raporlar nasıl görünmelidir, vergi kanunlarına ne sekilde uymalıdır vs. Oysa bir işletim sistemi dış görünüş ile sınırlandırılamaz. Bir işletim sistemi tasarlarken programcı makine ve fikirler arasındaki en basit uyumu arar, bu yüzden de işletim sistemi tasarlamak daha kolaydır.”
Savaş lordu Wu başını onaylar biçimde salladı ve gülümsedi: “Güzel ve akıllıca! Peki hangisinin hatalarını ayıklamak daha kolaydır?” Programcı cevap vermedi.

3.4
Bir müdür usta programcıya gitti ve yeni bir uygulama ile ilgili özellik listesini gösterdi. Sonra da sordu: “Eğer 5 programcıyı görevlendirirsem sistemin tasarlanması ne kadar sürer?”
“1 yıl” diye cevapladı usta hiç tereddüt etmeden.
“Fakat bu iş çok acil! 10 programcı çalıştırsak?”
Ustanın kaşları çatıldı. “Bu durumda iki yıl sürer” dedi.
“Peki ya 100 programcı çalıştırsak?”
Usta omuz silkti ve “O zaman tasarım asla tamamlanmaz” dedi.

4. Kitap – Kodlama
Ve şöyle dedi usta programcı: “İyi yazılmış bir program kendi içinde bir cennettir, kötü bir program ise cehennemin ta kendisi.”

4.1
Bir program hafif ve çevik olmalıdır. Alt rutinleri inci dizileri gibi bağlanmalıdır. Programın ruhu ve amacı sürekli göz önünde bulundurulmalıdır. Fazla ya da az olmamalı, gereksiz döngüler ve değişkenler kullanılmamalıdır. Ancak yapıdan yoksunluk ya da değistirilemez bir katılık da bulunmamalıdır. Bir program “En Küçük Şaşkınlık” yasasını takip etmelidir. Nedir bu yasa? Program kullanıcıya daima onu en az şaşırtacak şekilde cevap vermelidir.
Bir program, ne kadar karmaşık olursa olsun, tek bir birim gibi çalışmalıdır. Program dış görünüşü tarafından değil, içsel mantığı tarafından yönlendiriliyor olmalıdır. Eğer program bu ihtiyaçları karşılamazsa düzensizlik ve karmaşa hakim olur. Bunu düzeltmenin tek yolu programı yeniden yazmaktır.

4.2
Bir çırak ustaya sordu: “Bazen çalışan, bazen de çöken bir programım var. Programlama kurallarına uydum ama gene de apışıp kaldım. Bunun sebebi ne olabilir?” Usta şöyle cevapladı: “Kafan karışmış çünkü Tao’yu anlamıyorsun. Sadece bir insan etrafındaki insanlardan rasyonel davranışlar bekler. Sen neden aynı şeyi insanların yaptığı bir makineden bekliyorsun? Bilgisayarlar determinizmi sadece simüle ederler, mükemmel olan ise sadece Tao’dur. Programlama kuralları geçicidir. Sadece Tao kalıcıdır. Bu yüzden aydınlanabilmek için önce Tao’yu kavramalısın.” “Peki ama aydınlandığımı nasıl anlayacağım?” diye sordu çırak.
Usta cevap verdi: “Programın düzgün çalışacak.”

4.3
Bir usta çıraklardan birine Tao’nun doğasını anlatıyordu: “Tao tüm yazılımların içinde vardır, ne kadar küçük olurlarsa olsun bu yazılımlar.”
“Bir hesap makinesinde Tao var mıdır?” diye sordu bir çırak.
“Vardır.”
“Peki bir video oyununda da var mıdır Tao?” diye devam etti çırak.
“Bir video oyununda bile vardır.” dedi usta.
“Peki, kisisel bilgisayardaki Windows sisteminde de Tao var mıdır?” diye sordu çırak.
Usta öksürdü, boğazın temizledi, biraz kımıldandı ve “Bu günkü dersimiz bu kadar.” dedi.

4.4
Prens Wang’ın programcısı yazılım kodluyordu. Parmakları klavye üzerinde dans ediyor, programları tek bir hata mesajı olmadan derleniyor ve rüzgar gibi çalışıyordu. “Mükemmel!” diye bağırdı Prens. “Tekniğin kusursuz!” “Teknik mi?” dedi programcı ve terminalinden yukarı doğru baktı. “Benim takip ettiğim şey Tao’dur – tüm tekniklerin ötesinde. Programlamaya ilk kez başladığımda tüm problemi tek bir kütle gibi görüyordum. Aradan yıllar geçtikten sonra o kütleyi görmüyorum. Bunun yerine alt rutinler kullanıyordum. Ancak şimdi artık hiçbir şey görmüyorum. Tüm varlığım şekilsiz bir boşluk gibi. Ruhum plansız programsız, içgüdülerini takip ederek özgürce çalışabiliyor. Kısaca programım kendi kendini yazıyor. Evet, doğru, bazen güç problemlerle karşılaştığım oluyor. Onların geldiğini görüyorum ve yavaşlayıp sessizce izliyorum. Sonra tek bir satırı değiştiriyorum ve problemler duman gibi uçup gidiyor. Programı derliyorum ve yapılan işin güzelliği varlığıma isliyor. Gözlerimi kapatıyorum ve sonra sistemden çıkıyorum.”
Bunun üzerine Prens Wang dedi ki : “Keşke tüm programcılarım senin kadar bilge olsaydı.”

5. Kitap – Bakım
Ve şöyle dedi usta programcı :
“Bir program üç satırı geçtiyse bir gün mutlaka bakıma ihtiyaç duyar.”

5.1
İyi kullanılan bir kapıya yağ gerekmez.
Akan su kir tutmaz.
Ne düşünceler ne de sesler boşlukta hareket edebilir.
Kullanılmayan yazılım çürür.
Bunlar büyük sırlardır.

5.2
Bir müdür bir programcıya üzerinde çalıştığı programı ne kadar sürede bitirebileceğini sordu. “Yarın bitecek.” diye cevapladı programcı tereddüt etmeden. “Bu bana pek gerçekçi gelmedi açıkçası.” dedi müdür. “Açık konuş, ne kadar sürer?” Programcı durup biraz düsündü. “Eklemek istediğim bir iki özellik daha var. İki hafta alır.” dedi.
“Bu bile iyimser bir beklenti!” diye ısrar etti müdür, “Bana kısaca programın ne zaman tamamlanacağını söyler misin?” Programcı bunu kabul etti. Yıllar sonra, müdür emekli oldu. Emekliliğini kutlama yemeğine çıkarken programcıyı bilgisayarı başında uyurken gördü. Sabaha kadar program yazmıştı.

5.3
Bir gün bir çırak programcıya bir muhasebe paketi yazma görevi verildi. Çırak günlerce deliler gibi çalıştı; ancak usta programı incelediğinde sistemde bir ekran editörü, genelleştirilmiş grafik rutinleri, bir tür yapay zekâ arabirimi bulunduğunu gördü. Muhasebeye yönelik hiçbir sey yoktu. Usta bu noktaya dikkat çekince çırak biraz bozuldu : “Lütfen bu kadar sabırsız olmayın, süreç içinde muhasebe fonksiyonlarını da ekleyeceğim.”

5.4
İyi bir çiftçi ekinini ihmal eder mi?
İyi bir öğretmen en aptal öğrenciye bile kötü davranır mı?
İyi bir baba bir çocuğunu açlığa mahkum eder mi?
İyi bir programcı programının bakımını yapmayı reddeder mi?

6. Kitap – Yönetim
Ve şöyle dedi usta programcı :
“Programcılar çok ve yöneticiler az olsun – o zaman herkes çok daha üretken olur.”

6.1
Yöneticiler bitmek bilmeyen toplantılar yaparken programcılar oyun yazar. Muhasebeciler son dönem kârlarından bahsederken programcıların bütçesi kesilmek üzeredir. Bilim adamları gökyüzünden bahsederken ortalığı bulutlar kaplar. Gerçekten de programlamanın Tao’su bu değildir. Yöneticiler kendilerini adadıklarında, oyun programları ihmal edilir. Muhasebeciler uzun dönemli plan yaptıklarında uyum ve düzen geri döner. Bilim adamları eldeki problemleri incelemeye başladıklarında problemler çözülür. Gerçekten de programlamanın Tao’su budur.

6.2
Programcılar neden üretken değildir?
Çünkü vakitleri toplantılarda harcanır.
Programcılar neden isyankardır?
Çünkü yönetim, işlerine çok fazla karışır.
Programcılar neden tek tek istifa ederler?
Çünkü kendilerini tüketilmiş hissederler.
Kötü yönetim için çalışmışlardır ve artık işlerine değer vermiyorlardır.

6.3
Bir yönetici kovulmak üzere iken onun için çalısan bir programcı yeni bir program geliştirdi, bu meşhur olup çok sattı ve yönetici yerini korudu. Yönetici programcıya prim vermeye çalıştı, ancak programcı reddetti ve dedi ki “O programı yazdım çünkü fikir hoşuma gitmişti, bu yüzden de ödül beklemiyorum.” Bunu duyan yönetici, “Bu programcı bir çalışanın görevlerini mükemmel bir şekilde anlamış durumda, o halde onu yönetici danışmanı yaparak onurlandıralım!” dedi. Bunu duyan programcı bir kez daha reddetti ve dedi ki: “Benim varlık amacım programlamak. Terfi edersem herkesin vaktini çalarım. Simdi bana müsaade. Üzerinde çalıstığım bir program var da.”

6.4
Bir yönetici programcılarına gidip dedi ki: “İş saatlerinizle ilgili olarak, artık sabah 9’da gelecek ve aksam 5’te çıkacaksınız.” Bunu duyar duymaz çoğu programcı hemen oracıkta bastı istifayı. Bunu gören yönetici dedi ki: “Pekala, pekala. O halde iş saatlerinizi kendiniz ayarlayın, proje zamanında yetiştiği sürece özgürsünüz.” Tatmin olan programcılar öğlen gelip sabahın erken saatlerine dek çalışmaya başladılar.

7. Kitap – Sirket Bilgeliği
Şöyle dedi usta programcı :
“Bir şirket yöneticisi için program demosu sunabilirsiniz ama onu bilgisayardan anlayan biri haline getiremezsiniz.”

7.1
Acemi programcı ustaya sordu: “Doğuda insanların ‘Şirket Karargâhı’ dedikleri bir ağaç yapısı var. Bir sürü müdür yardımcısı ve muhasebeci ile dolu. Ortalıkta ‘Şuraya git!’, ‘Buraya git!’, ‘Şunu yap, bunu yap!’ yazan bir sürü not var ama kimse bunların tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Her yıl bu ağaca yeni isimler ekleniyor ama hiçbir işe yaramıyor. Bu kadar garip bir ucube varlığını nasıl oluyor da sürdürebiliyor?” Usta cevapladı: “Bu koca yapıyı algılıyor ve onun mantıklı bir amacı olmamasından ötürü rahatsız oluyorsun. Onun devasa dönüşlerinden zevk almayı öğrenemez misin? Onun koruyucu dalları altında sakince program yazmanın güzelliğinin farkına varamaz mısın? Onun kullanışsızlığı seni neden bu kadar rahatsız ediyor?”

7.2
Doğuda tüm balıklardan daha büyük olan bir köpekbalığı yaşar. Kanatları bulutları kaplayan bir kuşa dönüşür. Bu kuş hareket eder etmez Şirket Karargâhından bir mesaj getirir. Bu mesaj programcıların ortasına düşer, tıpkı dalış yapan bir martı gibi. Ve sonra rüzgarı arkasına alır, mavi gökyüzüne doğru yükselip evine döner. Acemi programcı şaşkınlık içinde kuşa bakakalır çünkü onun ne olduğunu anlamaz. Ortalama programcı kuştan çekinir çünkü getirdiği mesajdan korkar. Usta programcı bilgisayarının başında çalışmaya devam eder çünkü o kuşun ne geldiğini fark eder, ne de gittiğini.

7.3
Fildişi Kule’nin Büyücüsü son icadını getirip usta programcının önünde koydu. Büyücü koca siyah bir kutuyu ustanın ofisine sürüklerken usta sessizce olup bitenleri izliyordu. “Bu entegre, dağıtık, genel amaçlı bir iş istasyonudur!” diye başladı büyücü ve devam etti, “Özel bir işletim sistemi ile ergonomik olarak tasarlanmış, içinde altıncı kuşak dilleri ve teknoloji harikası kullanıcı arabirimleri barındıran bir bilgisayardır. Asistanlarımın yüzlerce adam yılına mal oldu bunu tasarlamak. Nasıl, sence de büyüleyici değil mi?” Usta hafifçe kaşlarını kaldırdı ve “Gerçekten de büyüleyici,” dedi. “Şirket Karargâhı’ndan gelen emirlere göre yeni programlar için artık bu makineyi platform olarak kullanacaksınız, bu konuda anlaştık mı?” “Elbette” diye cevapladı usta, “Hemen onu bilgi işlem merkezine yollayacağım!” Ve büyücü mutlu bir şekilde kulesine geri döndü. Günler sonra bir acemi, ustanın odasına girdi ve “Yeni programımın yazıcı çıktısını bulamıyorum bir türlü, siz gördünüz mü acaba?” diye sordu. “Evet” diye cevapladı usta, “Kağıtlar bilgi işlem merkezindeki platformun üzerinde yığılı.”

7.4
Usta programcı bir programdan diğerine korkusuzca geçer. Yönetimdeki hiçbir değişiklik ona zarar veremez. Proje iptal edilse bile o kovulmaz. Neden? Çünkü o Tao ile doludur!

8. Kitap – Yazılım ve Donanım
Şöyle dedi usta programcı : “Rüzgar olmadan çimler hareket edemez. Yazılım olmadan donanım işe yaramaz.”

8.1
Bir çırak, ustaya sordu: “Görüyorum ki bir bilgisayar firması var ki diğerlerinin hepsinden daha büyük. Rekabet ortamında cücelerin arasındaki dev gibi. Tek bir bölümü bile başlı başına bir şirket adeta. Bu neden böyle?” Usta cevapladı: “Neden böyle aptalca sorular soruyorsun? Şirket büyük çünkü büyük. Sadece donanım yapsaydı hiç kimse satın almazdı. Sadece yazılım yapsaydı kimse kullanmazdı. Sadece sistem bakım hizmeti verseydi insanlar ona hizmetçi muamelesi yapardı. Fakat o bunların hepsini birleştiriyor bu yüzden de insanlar onu tanrılardan biri olarak görüyor. Çırpınmadan, zahmetsizce fethediyor.”

8.2
Usta bir programcı bir gün yolda bir acemi bir programcı ile karşılaştı. Usta, aceminin elindeki portatif bilgisayar oyununu fark etti. “Afedersin, bir bakabilir miyim acaba?” diye sordu. Acemi, elindeki bilgisayarı ustaya verdi. Usta alete bakıp konuştu: “Gördüğüm kadarı ile oyunun üç seviyesi var; kolay, orta ve zor. Ancak bu tip bir aletin bir oyun seviyesi daha vardır. Öyle bir seviye ki ne bilgisayar insanı yenmeye çalısır ne de insan bilgisayarı.” “Lütfen usta” diye yalvardı acemi, “Bu gizemli ayarı nasıl bulabilir bir insan?” Usta aleti yere attı ve üzerinde zıplayıp parçaladı. Ve acemi o anda aydınlandı.

8.3
Bir zamanlar mikroişlemciler üzerinde çalısan bir programcı vardı. “Bak burada ne kadar iyiyim” dedi kendisini ziyarete gelen bir programcıya. “Kendi işletim sistemim ve depolama cihazım var. Kaynaklarımı hiç kimse ile paylaşmak zorunda değilim. Yazılım kendi kendine yeterli ve kullanması kolay. Neden işinden ayrılıp bana katılmıyorsun?” Mainframe programcısı arkadaşına kendi sistemini tarif etmeye başladı: “Mainframe bilgi işlem merkezinde, meditasyon yapan kadim bir bilge gibi oturur. Yüzlerce disk sürücüsü büyük bir okyanus gibidir. Yazılım tıpkı bir elmas gibi çok yüzlüdür ve bir orman gibi derindir. Sistemdeki programlar ırmaklar gibi akar. Ben bulunduğum yerde mutluyum.” Bunu duyan mikroişlemci programcısı sustu ve derin düşüncelere daldı. İki programcı ömür boyu dost kaldılar.

8.4
Donanım ve Yazılım Chang-tse yolunda karsılaştılar. Yazılım dedi ki: “Sen Yin’sin ve ben de Yang’ım. Eğer birlikte seyahat edersek meşhur olur ve çok para kazanırız.” Ve birlikte yola koyuldular dünyayı fethetmek üzere.
Yolda Firmware ile karsılastılar, elinde bir değnek ve üzerinde hırpani giysiler vardı. Firmware onlara dedi ki: “Tao Yin ve Yang’ın ötesindedir. Bir su birikintisi kadar sessiz ve hareketsizdir. Meşhur olma arzusu gütmez ve bu yüzden de kimse onun varlığından haberdar değildir. Servet düşkünü değildir çünkü kendi kendine yetebilir. Zamanın ve mekanın ötesinde yaşar.” Yazılım ve Donanım, utanmış bir halde eve döndüler.

9. Kitap – Bitiş
Şöyle söyledi usta programcı :
“Gitme zamanın geldi.”

 
1 Yorum

Yazan: 02 Kasım 2012 in Yaz Kızım

 

Etiketler: ,

Yazılım Mühendisliği Adaylarına

Bu mesleği seçerseniz, ne iş yaptığınızı anlatmakta biraz zorlanabilirsiniz. Umarım kendiniz anlamakta zorlanmazsınız. Bilgisayarda yazı yazmaktan, bilgisayar sistemlerini çökertmeye varan geniş bir yelpazede işler yapan esrarengiz biri olduğunuz düşünülür çoğu zaman. Bir de mutlaka format atabilmelisiniz, bakın bu önemli, yoksa, ” Ne biçim mühendissin sen” olursunuz.

Yazılım mühendisliği, diğer mühendislik dalları gibi sınırları, kuralları kesin belirlenmiş bir meslek değil. “Yazılım sanat mıdır, mühendislik midir” tartışması yazılım mühendisliği alanındaki gelişmeler sayesinde “mühendisliktir” yönüne doğru kaydı. Ancak yine de uzun süreli insan emeği gerektiren bir iş olarak yazılım üretme süreci, analitik olduğu kadar sanatsal bir yönünüz olmasını da gerektiriyor. Ürününüz, elle tutulur bir şey değil. Ürününüz, yaptığı işle değer kazanıyor.

Yazılımın hangi alanında çalışacağınız da önemli; tıbbi yazılımlar mı, ticari otomasyonlar mı, elektronik cihazlarla haberleşen yazılımlar mı, savunma sanayii işleri mi…Bu alt alana göre, işin mekaniklik derecesi de değişiyor. Bir el cihazını da programlayabilirsiniz, bir uçak için simülasyon programı da yazabilirsiniz, yazılımları test eden yazılımlar da yapabilirsiniz, yapay us alanında da çalışabilirsiniz, bir sulama birliğinin üye kayıt defterini de hazırlayabilirsiniz. Bu işlerin bazılarında başından sonuna kadar her parça sizin elinizden çıkar, bazılarında ise projenin büyüklüğü oranında size düşen parçayı yazarsınız. Ne kadar stres seviyorsanız o kadar karmaşık bir alt alan seçiniz. Sonuçta, hangi alt alan seçilirse seçilsin, işin kuralları bellidir : Yazılımı yapılacak kurumun/cihazın/sistemin işleyiş kurallarını öğren, iletişim protokollerini kullan ve gereken yazılımı üret.

Üretim. Anahtar sözcük bu aslında. Üretmeyi seviyor musunuz? Çevreden soyutlanarak bir işin başında, en ince detaylara kadar uğraşabiliyor, sonuçta ortaya çıkan ürünü sevebiliyor musunuz?

Çoğunlukla bir ekip içinde çalışacaksınız. Bu nedenle gerçekten de ekip çalışmasını sevmelisiniz. Ekibinizde bilgi paylaşımına önem vermeli, bunun karşınızdakini olduğu kadar sizi de geliştireceğini bilmelisiniz. Yazılımcı bazen narsist, biraz bencil, çokça paylaşımcı, bir miktar yüksek egolu, yerine göre de son derece mütevazı bir kişiliktir. Evrenin sırlarını çözen yazılımı üretmesine az kalmıştır; yeter ki fizikçilerden ve matematikçilerden gereken verileri toplasın. Bunların hepsi olabilir misiniz?

Yazmak kolay. Herkes yazıyor. Fakat yazılımcı sistematik yazabilen, kodlarını anlaşılır yazan, kodları içine yeterince açıklama satırları yerleştiren, gereği kadar dokümantasyonu yapabilen ve seven biri olmalıdır. Bu, o yazılımcının geleceği düşünebildiğini, üretim sonrası bakım ve destek sürecini önemsediğini gösterir. Mühendislik tanımında geçen “optimum” nitelemesini, işin her sürecinde uygulayabilmelidir. Ne kadar açıklama satırı yazacaksınız? Bunun optimumunu en iyi siz bilirsiniz.

Tecrübe. Optimumları yakalamak bir tecrübe işi. İyi yazılımcı zamanla olunur. Sabretmek ve çalışmak gerekir. Genelde de belli bir alt alanda tecrübe sahibi olunur. Hepsinden bileyim demek, hepsini eksik yapmak demektir. Kabul edelim ki, bilgi katlanarak büyüyor ve her şeyi bilmek imkansız. O halde, bence, yapılması gereken, mizacınıza uygun bir alanda yazılım yapmak. Yazılım, hayatın her yönünde; dolayısıyla seçenek çok. Bu alanlardan biri, ilişkili bir kaçı mutlaka size hitap edecektir. Üniversitenin ilk yıllarında, hangi konuların daha çok ilginizi çektiğini anlamaya başlayacaksınız. Sosyal olun. İnsanlarla konuşun. İnsanları dinleyin. Hayatın içine girin ve neyi sevdiğinizi erken keşfedin, o alana yoğunlaşın. Bu size hayatta zaman ve saygınlık kazandıracaktır. En önemlisi ise, işinizi severek yapacağınızdan, “mutlu” olursunuz. Günümüz dünyasında mutlu olabilmek, az şey mi?

Okuyunuz, okuyunuz, okuyunuz. Yazılım dünyasında yapılan tartışmaları yakından izleyiniz.

Müşteri ile konuşmaktan, işleri nasıl yürüttüğü bilgisini kullanıcıdan almaktan çekinmemelisiniz. İyi ilişkiler kurmak, size verilen bilgileri ayıklayabilmek, sorular sorabilmek, kullanıcının aklına bile gelmemiş kolaylıklar düşünmek durumundasınız. İlişkide olacağınız müşteri grubu her kültürden, her eğitim düzeyinden olabilir; buna göre iletişim kurmanız gerekecektir. Gerekli verileri topladıktan sonra artık kendi kabuğunuza çekilebilir, sanatınızı icra edebilirsiniz. Bu sanatınız görücüye çıkacak, kullanıcı beğenmişse işe yarayacaktır. Kullanıcının karşısına sık sık çıkmanızı sağlayacak çevik yazılım metodolojilerine ilgi duyunuz. Çevik süreçler yazılım dünyasında çok şey değiştirdi, mutlaka öğreniniz. On beş-yirmi iş günlük iterasyonlar sonunda, kullanıcıya işine yarayan bir özellikler kümesi teslim ederek, kodlarınızın gereksinimleri karşılamasını garantilemiş olursunuz. Çalışmayan/istenenin dışında çalışan kod kimsenin işine yaramaz. Demek ki işe yarar bir sanat üretiyorsunuz, teslim etmeniz gereken bir tarih var, o halde aklınıza gelen her harika fikri değil, öncelikle kullanıcının isteklerini karşılayacak olanları uygulamalısınız.

Bu dengeyi kavramışsanız, size bu piyasada “iyi yazılımcı” derler.

O zaman, hadi bakalım kolay gelsin.

 
4 Yorum

Yazan: 27 Temmuz 2012 in Yaz Kızım

 

Etiketler: , ,