RSS

Etiket arşivi: sokak

Yaa Yaa

sokak1
Sokakları sever misiniz?
Ben bayılırım. Sokak hayattır, karşılaşmadır, anlamadır, temastır.

Aşağıdaki iki yazı, sokaklar üzerine. Bir yazışma grubundan, çok sevdiğim iki abime ait yazılar. İlki, adını vermek istemeyen Antalyalı bir abimiz tarafından; ikincisi ise ilk yazıya katkı olarak Sevgili Ali Yakup Durşen tarafından yazıldı. Sokak resimleri ise sevgili arkadaşım İlknur Gürcan’a ait. İlknur’u daha yakından tanımak isterseniz, buraya lütfen :

http://www.ilknurgurcan.com/

İyi okumalar 🙂

1)
Deliliğe övgü diyecek kadar Erasmus katına erdiğimi iddia edecek değilim.

Çocukluğumun Antalya’sında her mahallede asgari bir deli yaşardı, kimse (çocuklar hariç) onlarla alay etmez, onları dışlamazdı, tersine, onlar koruyup kollanırdı.

Şehir büyüdükçe mahalle kavramı muğlaklaştı, delicikler bir mekana ait olamayacaklarını anladıkları için sanırım, kavşaklara yerleştiler. 90’ların sonuna kadar neredeyse her kavşağın üniforma benzeri kılıklar giymiş, boynunda asılı düdüğü öttürüp duran ve böylece gelip geçen her arabanın dikkatini çekmeyi başaran “kadrolu” delisi vardı. Delilik biraz bu galiba, “Hey, ben de varım, sizin gibi değilim, ama buradayım, düüüüüüt”…

Şimdi, 2000’lerden bu yana Antalya “modern” bir kent, şehirde deli bulma şansı yok, “everything is in perfect working order, almost clockwork orange”…

Where have all the “deli”s gone?

Birazımız da burayı mesken tutsa? Merak etmeyin, biliyoruz artık her kavşakta trafik ışıkları var, bilgisayar kontrollu hem de, ama izin verin, arada bir, sanki akışı etkileyecekmiş gibi, düüüüüüt falan diyelim 🙂

Y.

sokak3

 

2)

Hala kavşaklarda görebiliyor olmamız, iyimserlik için neden. Tümden görünmez olduklarında maç kaybedilmiş, sonuç federasyona bildirilmiş olacak.

Deliler mi mahallelerden çekildi, mahalleler mi çekildi?

Mezarlıkların şehir dışına sürülmeleri ile paraleldir, deliliğin görünmez oluşu.

Yaşanılanı inkar eden her aykırılığın, her sembolün örgütlenişidir modern şehir.

Fukaralığın gettolara sürülmesi, zenginliğin lüks site duvarlarının güvenliğine emanet edilmesidir.

Roman mahalleleri yerine yükselen, buram buram ihtiras, buram buram taklit kokan plazalardır.

Tımarhaneler, hapishanelerdir. Hatta bir yere kadar hastanelerdir.

Trafik ışıklarında mendil satan çocukların, yol boyu dilencilerinin enterne edilmesidir. Becerilemezse, kafayı öbür tarafa çevirme refleksidir.

Deve kuşu medeniyetidir işte. Görülmez kılıp halletme yanılgısıdır.

Delileri stok tımarhanelere, hastaları hastanelere, ölüleri şehir dışına sürgüne göndermedir.

Evlere kapandıkça, içimize kapandıkça, gözümüz salt gösterileni
gördüğünce, dert dinlemez, derdini demez oldukça yeniden ve yeniden ürettiğimiz bu şehirdir işte.

Oysa “Sokak hayattır”. Karşılaşmaların, farklılığı tanımanın, dayanışmanın, birlikte gülmenin, birlikte ağlamanın mekanıdır.

Modern şehir, sokağın sterilizasyonudur. İğdiş edilmesi, iğfalidir.

Dünya çok eğlenceli, temaşalı bir yer olabilir oysa. Sokak başından darbuka çalarak gelene, bütün sokağın şarkılarla, danslarla katıldığı, üç lokmadan birinin bölüşüldüğü, delilerin herkes kadar, belki de, o zamana kadar sokaklara sahip çıkmalarından ötürü daha da çok, sokakların sahibi olduğu.

Çocuklarla, delilerle dolu, cıvıl cıvıl sokaklar.

Herkesin kendi deliliğini dışarı çıkarmasına, ne ise o olarak saygın olabileceğinin idrakine varmasına ihtiyacımız var.

Delilerle, deliliğinizle daim olun.

Ali Yakup Durşen

sokak2

 

 
4 Yorum

Yazan: 23 Nisan 2014 in Sokaklar

 

Etiketler: