RSS

Etiket arşivi: defter

Neden Bir Defterim Olmalı?

Yazılım mühendisiyim. Yıllardır kod yazıyorum. Sadece bilgisayarda değil; kafamda kod yazarım, oraya buraya kod yazarım. Telefonumun “kalemi” var. Onu şak diye çıkarıp telefon üzerinde havalı havalı not almasını severim. Teknolojiyi üretmek de, kullanmak da zevkli.

O kadar iyi uygulamalar, araçlar var ki, defter kalem kullanmanıza, taşımanıza gerek olmadan belgelerinizi mükemmel yönetebiliyor, paylaşabiliyor, üzerinde başkalarıyla eş zamanlı çalışabiliyorsunuz.

İş için eyvallah.

Peki yazmakla ilgili tek beklentim belgeler oluşturmak ve onları mükemmel yönetmek mi?

Çocukken günlük tutardım. İki farklı günlüğüm olduğunu hatırlıyorum. Birine duygusal dünyamı dökmüşüm, platonik bir aşkı ince ince örmüşüm; diğerinde ideolojiye sarmışım, dünyayı nasıl kurtarabileceğime kafa yormuşum.

Adana’da yaşadığım yıllarda yılda bir kaç kez annemin evine gelirdim Ankara’ya. Mutfaktaki köşe yıllar içinde nereden nereye geldiğime şahit olmuştur. Sabah gün doğmadan uyanmak, o köşedeki masada sabahı karşılamak, evin sessizliğinde bir kitaba gömülmek ve sonra bir deftere yazmak, yazmak…Kararlar almışım, hedefler koymuşum. Adının “swot analizi” olduğunu bilmeden güçlü yanlarımı, zayıf yanlarımı, fırsatlarımı, tehditlerimi yazmışım. O defteri ne yaptığımı hatırlamazken yıllar sonra bir gün buldum. Okudum, gülümsedim. Deftere yazdığım ne varsa, yapmıştım.

Yeni bir işe başlarken, hayatımda yeni bir aşamaya geçerken kendime yeni bir defter alırım. Defterime yazabilmek bana bir tanıdıklık hissi verir. Yazabiliyorsam üstesinden de gelebilirim diye düşünürüm. El yazımla yazdığım yeni notlar, el yazımın tanıdıklığı içinde bana sevimli görünür, korkutucu olmaktan çıkar. Böyle korkma huyum da var ne garip; yeni hem heyecan verir, hem de korkutur, korkumu yenmek için tanıdıklığa sığınırım. Bazı harfleri kıvrımlı yaparım filan. Hoşuma gider. Yeni bir şeyi kendimin kılmanın birincil yoludur onu el yazımla yazmak.

Çok güzel defterler yapıyorlar. Her bir çeşitten almamak için kendimi zor tutuyorum. “Her şey yeterince olsun” diyen bir tarafım da olduğundan, o anki halime en hitap edeni seçmeye çalışıyorum. Sonradan seçtiğiniz defterinize dönüp baktığınızda, o zamanlarla eşleşen ruh halinizi de hatırlıyorsunuz. Hem yazdıklarınızla, hem de seçtiğiniz renkle, desenle geçmişinize bir işaret bırakıyorsunuz.

Bugün, müzik notaları yazmak için bir defter, üzerinde Galata Kulesi olan bir küçük “ilham geldiğinde hemen buraya not et” defteri ve iş yerinde yeni bir başlangıç için kullanmak üzere “Live Your Life, Be Free” yazan bir defter aldım. Bu defterlerin hepsi de çok anlamlı, nedenini başka bir yazıda yazacağım.

defterler (340 x 453)

Kırk dört yaşımı bitirdiğime göre, yaş almakla ilgili ukalalıklara hakkım var demektir. Bunu fazlasıyla severim. Bir dolu defter doldurmak isterim. Sanırım kendime dolu dolu yaşadığımı kanıtlamak istiyorum. Veda sahnem için de iki hayalim var; bunlardan biri çalışma odamda rahat okuma koltuğumda oturmuş okurken ya da notlar alırken, yanımda ahşap gövdeli güzel bir abajur da olmalı tabii, doldurduğum defterler de yanımdayken, yavaşça gözlerimi kapamak. Nasip.

Haneke’nin Amour filminin derin ve sarsıcı bir hikayesi var. Hikayenin ağırlığını hafifleten detaylara odaklandım açıkçası: İnsanı bir çalışma odasında huzuru bulacağına ikna ediyor örneğin. Ben de buna fazlasıyla ikna olmuş durumdayım.

Michael-Hanekes-Amour

 

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Temmuz 2016 in Yaz Kızım

 

Etiketler: , ,