RSS

Kırk Hikaye/1 seranad, ebeveyn endişesi, ebeveyni kandırış ve ev

15 Kas

* Geçen yıl yazıldı 🙂 Bir haftasonu, Adana’dan Ankara’ya, ev konusunu ve taşınma isteğimi babamla konuşmak için gelmiş, ancak endişelendiği için kendisinden destek alamamıştım. Bu seyahatten haberi olan bir tanıdığım, kendilerine ait kullanılmayan bir eve bakmamı önermişti. Neye niyet, neye kısmet 🙂

1)

Evden çıkmaya hazırlanıyorum.

Araba bekliyor. Sırt çantamı yüklenirken,

“Elif, bana bir kitap versene, yolda okumak için”, diyorum.
“Roman olsun. Rahat okunsun.”

Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ı ona bıraktım. Yanıma da başka kitap almamışım.
Çıkarayak elime Zülfü Livaneli/Serenad’ı tutuşturuyor.
El çantama yerleştirdiğim gibi koşa koşa aşağı iniyorum.

2) Gölbaşı Işıklar’dayız. Yeni Adana firmasının otobüsünü bekliyoruz.
“Baba, hiç merak etme sen, ben macera peşinde değilim, Ankara’ya gelmem
ancak iş konusu netleşince olur” diyerek yüreğine su serpiyorum.
Aslında Eylül’e dek olağanüstü bir durum olmazsa, iş konusu net;
ama home office’i anlayamadığı ve bunu bir tür işsizlik sandığı için onu üzmek istemiyorum.
Sonuçta, aynı işyeriyle, ama Ankara’dan çalışacağım, Adana’da bir odanın içinde ne yapıyorsam, aynısını Ankara’da yapacağım, ama biraz daha iyi şartlarda. Ebeveynler genelde endişelidir. Endişeyi gidermek biz çocuklara düşer 🙂

Biliyor musunuz, benim endişelerimi de kızlarım gideriyor 🙂

3) Otobüse yerleştim. Çay servisi sonrası kitabımı açtım.
Ve bugüne dek görmediğim bir şeyle karşılaştım, beni gülümseten, içimi
ısıtan bir şey.

sol anahtarı

Bu kitabın bölüm numaraları, porte üzerinde sol anahtarı yanına yazılmış.
Giriş sayfalarını çevirip ilk bölümü açtığımda gördüğüm ilk figür,
şu dünyada en sevdiğim figürlerden biri olan porte üzerinde sol anahtarı.

Siz, içten içe korkarken,” acaba” derken; karşınıza en sevdiğiniz,
bakmaktan, duymaktan mutlu olduğunuz bir şey çıkarsa ne yaparsınız?
Bu tıpkı şöyle bir şey :

Hava soğuk. Bir evi görmeye gideceksiniz. Uzunca bir süredir kullanılmayan

bir ev. Anahtarı alıp içeri gireceksiniz.

Merkezi bir yerde. Eski bir bina olduğunu tahmin ediyorsunuz.
Anahtarı ilgili yerden teslim aldınız.
Apartmana girdiniz. Merak içindesiniz. Sizi boş bir ev karşılayacak.

Anahtarı çeviriyorsunuz. Kapıyı açıyorsunuz.
Sıcacık ve temizlik kokan bir ev sizi karşılıyor.

Işık açıyorsunuz. Sarı ışık, o kış günü sıcak olan eve yayılıyor.
Evde eşyalar var.

Sanki az önce birileri ordaymış gibi. Şaşkınlık içindesiniz.
Odalara tek tek giriyorsunuz.

Evin mahremiyetine dokunmuş gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Saygılı. Ve şaşkın.

Mutfakta, “Ankara’da mutfağa fırfırlı perde yapalım” dediğiniz türden
perdeler var. Odalarda sevdiğiniz renkler, sevdiğiniz tarzlar.

Bu evde oturun ya da oturmayın, evin size ilk merhabası, bu şehrin size ilk
merhabası.

Nedensiz yere(mi) gözleriniz yaşla doluyor. Bu yaşlar akmıyor da eblek bir
gülüşe evriliyor.

İşte Serenad’ı okurken, her yeni bölümün başında o porte üzerinde, 1,2,3..
diye artan numaraları görürken yaşadığınız his,
evdeki odaları gezerken yaşadığınızla aynı.

Ve sadece bu his, bu hamd, size bir kez daha tüm gücüyle “Gel” diyor.

**

Ayının kırk hikayesi varmış. Kırkı da armut üzerineymiş.

——————-

Bu evin sahibini kaybettik, tarih 19.10.2014.

Ardından :

Sana evler hazırlasınlar, sofralar kursunlar.

Hiç incinme. Hiç korkma.

Işıklı, rahat olsun yerin, güzel koksun.
Soğuklarda sıcak, sıcaklarda serin olsun.
Reklamlar
 
4 Yorum

Yazan: 15 Kasım 2013 in Kırk Hikaye

 

4 responses to “Kırk Hikaye/1 seranad, ebeveyn endişesi, ebeveyni kandırış ve ev

  1. smyrnetalya

    16 Kasım 2013 at 21:22

    Benim endişelerimi de oğlumun gidereceği günleri iple çekiyorum 🙂
    Geçenlerde Kardeşimin Hikayesi’ni okumuştum ama Serenad’ı okumadım bak..annemde kesin vardır, ondan alıp okuyayım..
    Böyle sıcak eve bir de çay yakışır 🙂
    Sevgiler

     
    • Betül Özmen

      16 Kasım 2013 at 21:31

      Hiç merak etme, Ayşecim, oğlun ne sağlam duracak, şaşırıp kalacaksın.
      Serenad benim etkilendiğim bir kitap oldu, hakkında bazı iddialar da duydum sonra,
      bilemiyorum.
      Evet, çaysız olmaz 🙂
      Sevgiler

       
  2. Metin Cebeci (FL '85)

    26 Ekim 2014 at 05:17

    Harika bir yazı, nefis bir elveda,
    Dilerim olur benim arkamdan da!

     
    • Betül Özmen

      26 Ekim 2014 at 11:17

      Merhaba Metin,
      Çok teşekkür ederim.
      Hepimize nasip olsun güzel izler bırakmak, güzel anılmak.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: